Seren Yüce‘nin ikinci filmi Rüzgarda Salınan Nilüfer. Hayatına dair hep bir meşguliyet bulmaya çalışan karakterimizin eski yazar dostuna öykünmesi kaynaklı girdiği yazarlık denemeleri ardından ilişkilerini soktuğu çıkmazın bunaltıcı tezahürlerini konu ediniyor.
Ay! Biraz uzun ve karışık bir giriş olmuş. Oysa film hiç de öyle karışık değil. Gayet düz, gayet söylediğini söylemeye çalışarak bir burjuva eleştirisi sunmaya çalışan belki; günümüz dünyasının ilişkilerinin girdiği çıkmazı anlatmaya çalışan ya da bir yapıt.
Songül Öden‘den mükemmel bir performans. Fi dizisinin Etisi de burada ayrıca. Ama yine de, ilk filminin biraz altında kalmış diyebiliriz Seren Yüce için. Tolga Tekin‘i de unutmamak gerek tabi, o da bunalmış ve eşini ve hatta çocuğunu umursamayan bir ilişkinin içinde belki pislikleşmiş bir karakter.
Handan karakteri maymun iştahlı, Korcan ise bu iştahının gerçekleşmeyecek girişimler silsilesinde kaybolacağını düşündüğünden umursamayan; parayı verip düdüğü sahanın dışına fırlatan bir eş formunda. Ayrıca karakter incelemeleri, yönetmenin iyi bir gözlemci oluşuna da referans olacak biçimde iyi.
Film sakin, yer yer sıkabilse de hafif ilerleyişiyle seyirciyi koparmayan, ara ara gerebilen, evliliğin gelebildiği noktaya dair hüzünlü bir eleştiri sunan, burjuva/üst sınıf tiplerini eleştiren; ama eleştirirken çok da tekme tokat girmeye yeltenmeyen, herkese hitap etmeyecek; ortalamanın biraz üstü diyebileceğimiz bir film Rüzgarda Salınan Nilüfer.

/ 
Diğer film incelemeleri için: TIK





Türk filmlerinin gelişmesi için güzel adımlar bunlar